Vakit Çok Geç Olmadan

Vakit Çok Geç Olmadan

Biz Kuşadalılar, turizm ile iç içe yaşadığımızı sanıyoruz..
Belki de yıllar önce gerçekten öyleydi…
Kuşadası’nın tanıtımı ile ilgili olarak yapılan yayınlara gösterilen tepkilere bakıyorum da, genellikle hep ortak ifadeler kullanılıyor..
“Kuşadası, yıllar önce gördüğümüz en güzel şehirdi” diyenlerin neredeyse rekorlar kırdığı yorumlarda, betonlaşmanın bir an önce durdurulması talep ediliyor..
Kuşadası, ne yazıktır ki, çevre sorunları nedeniyle, artık turizmle iç içe yaşayamıyor, sadece geçmişle avunuyor,,.
Hala geçmişin bıraktığı anıların ve güzelliklerinin mirasını yemeye devam ediyor..

BETONDAN SONRA ŞİMDİ DE JES (Jeotermal Enerji Santralleri) PROBLEMİ

Tam da bu noktada, turizmi kış aylarına da yayabilmek vaatleri ile, Jeotermal Enerji Kaynaklarının kullanımı gündemimize giriverdi..
Amaç, turizm filan da değil. Maksat, sadece turistik tesislerin enerji maliyetlerini düşürebilmek ..…
Kuşadası’nda 4 jeotermal alana ait arama ve işletme hakkı verildiği iddia edilirken, Davutlar Ovası’nda da JES kurulacağı söylemleri sürüyor.
JES’lerin kurulması halinde, Kuşadası ve Davutlar Ovası’nın doğal dengesinin bozulacağı konusunda uyarılar maksadıyla; Aydın, Kuşadası ve Kalamaki Çevre Platformları çeşitli basın açıklamaları ile, tehlikeye dikkat çekmeye devam ediyor…
Önceki gün Kent Konseyi’nde toplanarak, “birlikte ne gibi çalışmalar yürütecekleri” üzerine görüş alışverişinde bulunan platform üyeleri, turizmin kurtuluşunun JES’ler olmadığını, tam tersi, doğanın dengesini bozarak, çevreyi bitireceğini ifade etmekte.

ELİMİZDE KALAN GÜZELLİKLERİ DE KAYBETME KAYGISI

Milli Park sınırlarının genişletilmesini beklerken, JES’ler ile ovalarımızı da kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olduğumuz, çok açık bir gerçek..
İncirliova, Germencik ve Aydın’ın çeşitli noktalarında ağaçlara, suya ve havaya karışan JES zararlılarının yarattığı, insan, bitki ve hayvan ölümleri ortada iken üstelik…
Şimdi ise; acaba, turizmin ömrünü uzatma maksadı ile, Davutlar, Milli Park ve Kuşadası körfezini zehirlemeye mi, geldi sıra?
“Turizmi 12 aya yaymak adına çıkılan yolculuk”, belki birkaç tesisin ömrünü uzatabilir.. Peki, ya canlı ömrü?
Tesislerin insan ömründen ve doğadan daha önemli hale geldiği, çarpık TURİZM ANLAYIŞI ile mutlaka mücadele etmek zorundayız.
Vakit çok geç olmadan..

Yazı :  Zeynep Inak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir